Ölüdeniz Tabiat Parkı

Ölüdeniz, adı gibi durgun bir göl niteliğindedir. En fırtınalı günlerde Belceğiz kıyıları dalgalarla boğuşurken, Ölüdeniz’de sadece çırpıntılar meydana gelir. Ancak durgun gibi gözüken Ölüdeniz, gözle görünmeyen üç nedenle kendini hemen her gün yenilemektedir. Bunlardan ilki, Ölüdeniz’de mevcut yoğun kaynak suyu çıkışları, dipte içeriden açık denize doğru bir akıntı yaratmaktadır. İkincisi, bu kaynak sularının yarattığı tuz farkından dolayı açık denizden içeriye ve dışarıya devamlı bir sirkülasyon oluşmasıdır. Üçüncüsü ise gel-git etkisi ile iki-üç günde bir deniz ortalama yarım metre yükselir ve alçalır. Bu da büyük miktarda deniz suyu giriş ve çıkışı sağlamaktadır. Ölüdeniz kumsalı yüzde seksen iki oyla 2006 yılında dünyanın en güzel kumsalı seçilmiştir.

Kelebekler Vadisi

Sahip olduğu endemik türler nedeniyle dünya mirası olarak korunması önerilmiş 100 dağdan biri olan Babadağ’ın eteklerinde bulunan Kelebekler Vadisi, 8 Şubat 1995’de 1. derecede doğal Sit ilan edilmiş ve her türlü yapılaşmaya kapatılmıştır. 350 metreye ulaşan sarp kayalık duvarlarla çevrili olan Vadi ismini, barındırdığı 80’den fazla kelebek türünden ve özellikle kaplan kelebeğinden almıştır. Kaynağı Faralya mahallesinde bulunan ve 50 metre yükseklikten dökülen şelale, Vadi’nin ortasından geçen bir dere ile Akdeniz’e ulaşır.

Kayaköy

Kayaköy, turizmde de önemli yeri olan, 19. yüzyıl başında kurulmuş, yamaçlara dayalı ve nispeten yakın tarihli bir yerleşim olmakla birlikte, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde, tamamı Rum, 3000 nüfuslu bir kasaba boyutuna ulaşmış, eski adı Levissi şeklinde geçen mahalledir. 1957 Fethiye Depremi ile evler harabeye dönüşmüş olsa da, canlı müze niteliği ile turistlerin büyük ilgisini çekmektedir. Kayaköy’de gezilip görülecek yerler arasında büyük ve küçük kilise ile on dört şapel bulunmaktadır. Ayrıca küçük kilise yanında bir çömlek atölyesi (Çömlekhane) vardır. Küçük kilise yolundan yalnızca deniz veya yürüyerek ulaşımın mümkün olduğu Soğuk Su koyuna yaklaşık kırk dakikada gidilebilir. 1923 yılında gerçekleşen mübadeleyle Levissi’de yaşayan Rumlar Yunanistan’a göç ederken Kayaköy’e de Selanik ve civarından gelen muhacirler yerleşmişlerdir.

Paspatur Çarşısı

” Eski Kent ” manasına gelen ismiyle her yıl binlerce turistin ziyaret durakları arasındaki yer alan Paspatur Çarşısı , Fethiye’nin en eski ve ilk yerleşim noktalarından biri olarak bilinir . Fethiye Marina ile Çarşı Caddesi aralarında kalması nedeniyle pratik bir ulaşım yoluna sahiptir . 5 sokaktan meydana gelen Paspatur Çarşısı’nda ağırlıklı olarak halı , deri ve kuyumcu mağazaları bulunmakta . Benzer sürede barlara ve hediyelik mal dükkanlarına da ev sahipliği yapar . Tabii bu dükkanların yanında banka şubelerini de çarşı içesinde görmek mümkündür. Paspatur Çarşısı’na öncesinde girildiğinde en öne çıkan ayrıntı tabii ki ahşap cumbalı otantik evler olur . Çarşının adının ufak bir efsanesi var . Çarşı , içerisindeki Paspatur suyundan ismini almış ve Fethiye’ye gelip de bu sudan bir defa içenler Fethiye’ye asgari bir kere fazladan gelirmiş veya bu hoş tatil beldesinden hiç ayrılamaz mış .

Balık Pazarı

Balık Hali; önceleri küçük yerli esnafın kendi ürettikleri ürünlerini sattıkları bir Pazar yeri iken, 10 yıl önce restorasyonu yapılarak keyifli bir lezzet durağı haline gelmiştir. Konsept olarak eski dokusunu  korumayı başaran bu alanda, kapıdan girdiğiniz anda bir balık taşı ile karşılaşırsınız. Taptaze ve çeşitte sınır tanımayan bu tezgahlardan istediğiniz ürünleri siz seçersiniz. Satın aldığınız balıkları tezgahların etrafını saran restoranlardan istediginize pişirtebilir, Romen çalgıcılar eşliğinde içkinizi yudumlayabilirsiniz.